Kullanıcı deneyimi ve arayüz tasarımı arasında ne fark var?

1f6aad169f57e7197405b33053dd8d11

Hazır araçlar (tool’lar), temalar, flat ve basit görünen tasarımlar artmaya devam ederken, “web tasarımı da artık bitti valla!” şeklinde gelişigüzel atıfları daha çok duyar olduk da haklılık payı nedir, ne değildir bir bakmak lazım. Yanlış bir düşünce şekli değil, zira artık sadece websitesi tasarlamak tanımı biraz geride kaldı, onun yerine artık web tasarımları birçok farklı yeteneği -neredeyse bir kişinin yapamayacağı kadar çok- bir arada sunmayı gerektirir hale geldi. Web profesyonelleri ürün tasarımından, matbaa sürecine ve hatta yeni medya teknolojilerine kadar birçok farklı ortamı takip etmek zorundalar. Sıradanlıktan çıkabilmenin, özgün ve iyi arayüzler tasarlamanın ilk şartı, her gün değişen ve gelişen web ve mobil alışkanlıklarını takip ederek, varolanı daha ileriye taşımak olur hale geldi.

 

Bu sebeple bir süredir artık “web tasarımı” ve “tasarımcısı” yerine artık kullanıcı deneyimi tasarımı veya arayüz tasarımcılığı tanımlarını görmeye başladık. Aslında bu da yeni bir problemi beraberinde getiriyor. Bu bilgi eşiğini zorlayan veya geçen tasarımcı sayısı maalesef henüz öyle göründüğü gibi çok değil.

“Kullanıcı Deneyimi Tasarımı” aslında nedir?

 

Kısaca UX olarak geçen “Kullanıcı Deneyimi”, kullanıcının ürünle ve dolayısıyla ilişkili şirketle kurduğu tüm iletişimin ve deneyiminin web üzerinde tasarlanma sürecidir. Sadece websitesi özelinde konuşursak UX, tüm bileşenleri içerir. İyi bir arayüz tasarımcısı, bu içerik ve strüktürel yapıdan oluşan bu bileşenleri müşterinin kimliğini maksimum derecede yansıtırken, kullanılabilirliği de en işlevsel oranda sunarak son kullanıcı ile etkileşimi sağlayan kişidir.

 

Kullanıcı Deneyimi (UX) tasarımcısının sorumluluklarının farkında olmak.

Emotional Design, elden bırakılmaması gereken, işimize en çok yarayan araçlardandır. Biliyoruz ki insanlar genelde bir tasarıma baktıklarında orada bir duygu görüp empati kurmaya eğilimlilerdir. Bu sebeple, tasarımcılar da sitenin potansiyel kullanıcılarını anlayıp, ona uygun personalar yaratarak, kullanıcı hikayeleri ve prototipler geliştirir, kullanıcı testlerini yaparak doğru deneyimi yaşatmak için çalışırlar.

Bu anlamda dünyadan iyi bir örnek, en popüler e-mail platformlarından biri olan MailChimp olabilir. Siteye üye olarak adımları geçmeye başladığınızda sitenin, tabiri yerindeyse ‘aktığını’ ve sanki elinizden tutarak adım adım sizi gideceğiniz yere en etkili şekilde götürdüğünü üye olup sistemi kullanmaya başladıktan sonra ise, hayat kolaylaştıran birçok yeni özellik ve hatırlatmalarla her daim yeni bir deneyim sunduğunu en etkili şekilde gözlemleyebilirsiniz. İşin aslı, özellikle e-ticaret sistemleri gibi platformlar, “yaptık oldu” değil, bir tamagoçi gibi “yaptık ve şimdi sürekli beslememiz gereken bir mekanizmamız var” demeyi gerektiriyor. E-ticaret sistemleri dışında yine basit bir kurumsal websitesiniz olduğunu düşünsek bile yine benzer süreçler öngörenler, ancak başarılı bir kullanıcı deneyimi sunar ve bu deneyimin ekmeğini yiyebilir hale geldi.

 

Kullanıcı deneyimi, asla ve asla pazar araştırmasıyla aynı masaya yatırılmamalıdır!

UX tasarımcısı olarak ortada marka ve müşteri için varılması gereken bir pazarlama hedefi vardır, ancak pazar araştırması deneyimin tasarlanması ile UX tasarımını çoğu yerde birbirinden uzak tutmak gerekir. Bu minvalde, kullanıcı deneyimi tasarımıncısının da kendini pazar araştırmacısı sanmaması gerekir. Deneyim tasarımını, markanın ve kullanıcı beklentileri ile bir arada değerlendirmesi en iyisidir. Pazarlanacak her ürünün bir akış şeması vardır, olmazsa olmazları vardır, bu açıdan en popüler metodlardan biri yüz yüze yapılan kullanıcı testleri ve bu testlerde kullanıcıların davranışlarının incelenmesidir. Bu sonuçlar eşliğinde pazar araştırmasından çok farklı yeni ve akıl alan kullanıcı deneyimleri yaratılabilir. Bu testlerin yanısıra ve eş zamanlı olarak tasarımcının en temel görevi testleri ve araştırmaları baz alarak tasarımın bir ön çalışmasını (mockup) yapmak ve arzu edilene doğru ilerlerken akıldakini ortak, anlaşılır bir dile dökmek olacaktır.

 

Peki kullanıcı arayüzü tasarımı (UI) nedir?

Geleneksel web tasarımı çalışmasıyla karıştırılıp, sayısız farklı yoruma gebe kullanıcı arayüzü tasarımı, temelde bir ürünün baştan aşağıya tüm sunumu, görünümü ve kullanıcı ile etkileşimini kapsamakta. Böylelikle UI, aslında kullanıcının bir ürünle (örneğin websitesiyle) olan tüm etkileşimi ele alırken yine de insan ve bilgisayar arası etkileşimi terminolojisinden ayrı tutulmalıdır. Burada temel olan, kullanıcının ürünle bir arada oluşturduğu etkileşimdir.

 

Kullanıcı Arayüzü (UI) tasarımcısının sorumluluklarının farkında olmak:

Kullanıcı arayüzlerini tasarlayan kişilerin öncelikli rolü grafikler ve görsel ön-yüz tasarımlarıyla ilgilidir. Bir web uygulamasının veya websitesinde yer alan bir ürünün genel duygusunu oluşturarak, son kullanıcının ürünle olan etkileşimini grafik doneleri kullanarak görünür kılmaktır. Bir UI tasarımcısının görevlerini şu şekilde özetleyebiliriz; UI modeli geliştirme (UI prototyping), bu modelin uygulanması, dokümantasyon ve kullanım rehberi oluşturmak. Yani aslında, UI tasarımı yapan kişi, dokunulabilir ve test edilebilir bir ürünü, görünür kılan taraftır. Web ortamı üzerinde bulunan tüm grafik öğelerin varlığından, işlevinden ve doğru çalışıp çalışmadığından sorumlu kişidir diyebiliriz.

ve tabi UX ve UI kavramlarının benzerliklerini unutmadan…

  • Temel amaçlanan müşteri tatmini yaratmak

  • Ürün ile kullanıcı arasındaki etkileşime odaklanmak

  • Her türlü ürünün tasarlanma prensibinde yer alması

 

Son olarak UX mi, UI mı önemli diyenler için gelsin:

Ne güzel görünüyor dediğiniz ama ne yapacağınızı bilemediğiniz elinizi kolunuzu bağlayan tasarımlara kötü UX, tersine de kötü UI etiketini korkmadan yapıştırabilirsiniz.

 

 

* Okuduğunuz yazıya vesile olan orjinal metin şu link‘te yayımlanmaktadır. Orjinal yazıyla paralellikler gösterse de Türkçe içerikler kişisel yorumlarımdır. Orjinal post görseli.

 

 

 

Copyright, Userpusher.